Bilim İnsanları Rüya Görmemizin Sebebini Açıkladı

0
937

İnsanların yaşadığı en gizemli olayların başında rüya görme gelmektedir. Bilim uzun süreden beri rüyalar konusunda detaylı araştırmalar yapıyor. İnsan uyuduğu zaman beyninin neden bu kadar aktif olduğunu merak eden araştırmacılar, en sonunda rüyalara dair bir açıklama buldu.

Rüyalarda hayalleri süsleyen farklı dünyaları, gerçekleşmesi oldukça zor olan durumları, bilinçaltında bulunan düşünceleri görmekteyiz. Bu reklektif eylem kontrolümüz dışında gerçekleştiği için daha da gizemli bir hal alıyor. İngiltere’de yer alan Swansea Üniversitesi’nden araştırmacılar, rüya esnasında görülen şeylerin gerçek yaşamdaki hatıralar ve duygular tarafından etkilendiğine inanıyor.

Rüyaların uyanıkken yaşanılanlarla bağlantılı olduğu hipotezi yirminci yüzyılın başlarında ünlü psikolog Sigmund Freud tarafından ortaya konmuştu. Freud’un ortaya koyduğu hipotezden bu yana rüyalarla ilgili birçok farklı araştırma gerçekleştirildi. Araştırmacılar gündüz yaşanan olaylarla rüyalar arasında gerçek bir bağlantı olduğu savından hareket ederek bu hipotezi bir kavram haline getirmek üzere çalıştı.

Rüyalar üzerinde çalışma yürütmek onları kontrol edemeyen deneklerle işbirliğini gerektirdiği için bir hayli zor. Aynı zamanda bilim insanları deneklerin rüyalarını direkt olarak görebilme şansına sahip değil. Bilim insanları yaptıkları son çalışmada daha objektif sonuçlara ulaşabilmek için yeni bir yöntem denedi. Bu yöntem sonucunda yapılan deneyler Sigmund Freud’un hipotezini doğrulayacak verilerin ortaya çıkmasını sağladı.

Deneyde yer alan 20 gönüllü öğrencinin uyanıkken yaşamış oldukları deneyimler ve duygusal durumları önce beyin aktivitelerini, sonra hayal güçlerini, son aşamada ise rüyalarını etkiledi.

Araştırma yapılırken ilk aşamada öğrenciler 10 gün süresince günlük deneyimlerini en ince ayrıntısına dek kayıt etti. Kişisel olarak anlam yükledikleri ve duygu yoğunluğu oluşturan olaylar bu kayıtlarda öne çıkarılarak, süreç doğal bir şekilde işledi. Yaşanan her duygu için bir ölçek kullanıldı ve öğrencilerden bir derecelendirme yapmaları istendi.

On gün sonra akşam tüm öğrenciler gözetim altında uykuya yattılar. Uyku esnasında öğrenciler yakından takip edildi. Rüya gördüklerinin anlaşıldığı dakikalarda öğrenciler uyandırıldılar. Bilim insanları uyandırdıkları öğrencilerden rüyalarını anlatmalarını istedi. Uykudan uyandırılan öğrencilerin anlattığı rüyalar, 10 gün süresi boyunca aktarılan deneyim notlarıyla kıyaslandı ve her iki veri arasındaki korelasyon incelendi.

Bu çalışmanın sonunda ise beklenen sonuçlar elde edildi. Günlük deneyimler rüyaları önemli bir ölçüde etkiliyor ve değiştiriyor. Araştırmanın bir sonraki aşamasında günlük deneyimler değiştirilerek beyin dalgalarında değişiklik yaratılacak. Yani diğer bir değişle rüyalar manipüle edilecek. Bilim insanlarının rüyaların kaynağıyla ilgili daha birçok araştırma yapması gerekiyor. Bu derin ve gizemli dünyayı çözmek oldukça zor olacağa benziyor.

Bu Habere Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here